“Zenginlik arıyorsan Hindistan’a git. Bilgi ve ilim arıyorsan Avrupa’ya git. Ama saray görkemi arıyorsan Osmanlı İmparatorluğu’na gel.” Philip Mansel’in Pillars of Monarchy eserinde zikrettiği bu 17. yüzyıl deyişi, Osmanlı sarayının çağlar boyunca uyandırdığı hayranlığı en özlü şekilde özetler.
Osmanlı saray görkemi denince akla ilk gelen yerlerden biri Topkapı Sarayı’dır. Ve o görkemin en gizemli, en çok konuşulan, en çok yanlış anlaşılan kısmı da haremdir.
“Harem” kelimesi, birçok insanın zihninde hemen egzotik imgeler, yasaklı odalar ve romantik spekülasyonlar uyandırır. Arapça “ḥaram” kökünden gelen harem kelimesi; “yasak”, “kutsal”, “dokunulmaz” anlamına gelir. İslam dünyasında aile mahremiyetini, kadının ve ailenin özel alanını koruyan bir kavram olarak yüzyıllarca kullanıldı. Abbasi saraylarından Endülüs’e, Safevi ve Moğol saraylarına kadar farklı coğrafyalarda benzer kurumlar vardı. Osmanlı haremi ise bu uzun geleneğin en görkemli ve en iyi belgelenmiş örneklerinden biri oldu.
Ne var ki Batı’da 18. ve 19. yüzyıllardan itibaren oluşan oryantalist bakış, haremi neredeyse tamamen fanteziye dönüştürdü. Edebiyat, resim ve sinema sayesinde harem; ebedi zevk, entrika ve mahkûmiyet mekânı olarak resmedildi. Gerçek ise çok daha karmaşık ve insanîydi. Topkapı Sarayı Haremi, yalnızca padişahın özel hayatı değil; aynı zamanda siyasi gücün, eğitimin, hiyerarşinin ve kadınların görünmeyen etkisinin merkeziydi. Valide Sultan’dan cariyelere, ustadan kalfaya kadar katı bir düzen içinde işleyen bu kurum, imparatorluğun idaresinde aktif rol oynuyordu.
Bu geziyi, spekülasyonların ve klişelerin ötesine geçerek Topkapı Sarayı Haremi’nin asıl yüzünü anlatmak için hazırladık. Amacımız, efsaneleri bir kenara bırakıp belgeler ve mekânlar ışığında hakiki haremi anlayabilmek.
Gerçek haremi — kuralları, ritüelleri, güç ilişkileri ve gündelik hayatıyla — tanımak isteyenler için…
29 Kasım Pazar günü 13.00-15.30 saatleri arasında Topkapı Sarayı'nın Harem bölümündeyiz.
“Zenginlik arıyorsan Hindistan’a git. Bilgi ve ilim arıyorsan Avrupa’ya git. Ama saray görkemi arıyorsan Osmanlı İmparatorluğu’na gel.” Philip Mansel’in Pillars of Monarchy eserinde zikrettiği bu 17. yüzyıl deyişi, Osmanlı sarayının çağlar boyunca uyandırdığı hayranlığı en özlü şekilde özetler.
Osmanlı saray görkemi denince akla ilk gelen yerlerden biri Topkapı Sarayı’dır. Ve o görkemin en gizemli, en çok konuşulan, en çok yanlış anlaşılan kısmı da haremdir.
“Harem” kelimesi, birçok insanın zihninde hemen egzotik imgeler, yasaklı odalar ve romantik spekülasyonlar uyandırır. Arapça “ḥaram” kökünden gelen harem kelimesi; “yasak”, “kutsal”, “dokunulmaz” anlamına gelir. İslam dünyasında aile mahremiyetini, kadının ve ailenin özel alanını koruyan bir kavram olarak yüzyıllarca kullanıldı. Abbasi saraylarından Endülüs’e, Safevi ve Moğol saraylarına kadar farklı coğrafyalarda benzer kurumlar vardı. Osmanlı haremi ise bu uzun geleneğin en görkemli ve en iyi belgelenmiş örneklerinden biri oldu.
Ne var ki Batı’da 18. ve 19. yüzyıllardan itibaren oluşan oryantalist bakış, haremi neredeyse tamamen fanteziye dönüştürdü. Edebiyat, resim ve sinema sayesinde harem; ebedi zevk, entrika ve mahkûmiyet mekânı olarak resmedildi. Gerçek ise çok daha karmaşık ve insanîydi. Topkapı Sarayı Haremi, yalnızca padişahın özel hayatı değil; aynı zamanda siyasi gücün, eğitimin, hiyerarşinin ve kadınların görünmeyen etkisinin merkeziydi. Valide Sultan’dan cariyelere, ustadan kalfaya kadar katı bir düzen içinde işleyen bu kurum, imparatorluğun idaresinde aktif rol oynuyordu.
Bu geziyi, spekülasyonların ve klişelerin ötesine geçerek Topkapı Sarayı Haremi’nin asıl yüzünü anlatmak için hazırladık. Amacımız, efsaneleri bir kenara bırakıp belgeler ve mekânlar ışığında hakiki haremi anlayabilmek.
Gerçek haremi — kuralları, ritüelleri, güç ilişkileri ve gündelik hayatıyla — tanımak isteyenler için…
29 Kasım Pazar günü 13.00-15.30 saatleri arasında Topkapı Sarayı'nın Harem bölümünü geziyoruz.
Topkapı Sarayı - Harem Bölümü
29 Kasım Pazar 13.00-15.30
Topkapı Sarayı Giriş Ücreti,
Harem Giriş Ücreti,
Rehberlik ve Anlatım,
Kulaklık.
Kişisel Harcamalar
Misafirlerimizin kimliklerini mutlaka yanlarında getirmelerini rica ederiz.
SOFOS günübirlik İstanbul gezileri, çevrim içi veya yüz yüze etkinlikleri ve seminerleri için 72 saat öncesine kadar olan iptallerde bakiye iadesi yapılır yahut SOFOS'un başka bir programına aktarım mümkündür, 48 saat kala olan iptallerde ödemenin %60’ı kesilir ve kalan %40 iade edilir. Veya % 40 tutara denk gelen meblağ SOFOS'un başka bir etkinliğine aktarılabilir. Son 24 saat içerisindeki iptallerde iade yahut bir başka bir programa aktarım söz konusu olmaz. Ödeme yapan veya kesin kayıt yaptıran katılımcılar bu süreleri ve şartları kabul etmiş sayılırlar. Katılımınız iptal etmeniz durumunda yukarıdaki süreleri dikkate alarak info@sofos.com.tr adresine e-posta olarak ya da 0 546 568 11 43 numaralı telefona detayları SMS mesajı veya whatsapp mesajı ile bildirmeniz gerekmektedir.
SOFOS gereklilik halinde programı iptal etme, erteleme, mekanı veya konuşmacıları değiştirme hakkını saklı tutar. Bu sebeplerden doğacak zararlardan sorumlu tutulamaz.
SOFOS, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı A 10432 numaralı işletme belgesi sahibi ve TURSAB üyesi seyahat acentesidir.
Sümeyye Nur AKÇAY
1995 yılında İstanbul Üsküdar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladıktan sonra Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Ardından İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde Turist Rehberliği alanında yüksek lisans yaptı. Diğer yüksek lisans eğitimini ise “Yahudi Filozof Martin Buber’in Siyonizm Anlayışı” başlıklı teziyle Dinler Tarihi alanında tamamladı. Halen Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde lisans eğitimine devam etmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı profesyonel turist rehberi olarak görev yapmakta olup aynı zamanda Ayasofya’nın resmî rehberleri arasında yer almaktadır. Türkçe ve İngilizce dillerinde; tarih, sanat ve kültürel mirasın kesiştiği temalarda turlar yapmaya devam etmektedir.